18 Mayıs 2015 Pazartesi

Pazar notları oldu Pazartesi notları


Bu bir pazar günü yazısı olmalıydı ama yetiştiremedim. Akşam evde yazarım diyordum ama yine 575. ci kez izlediğim bir filme takılınca tv karşısında yayıldıkça yayıldım. Hatta yine hain bir sivrisinek tarafından ısırıldım, neyse ki kabarmadım. Geçen seneden beri sivrisinek alerjim var. Geçen yaz çok ısırıldım ve şiştikçe şiştim, soluğu hastanede aldık. Berbat ötesi bir şey. O kabaran yerler bir zonkluyor ki, birkaç gün yatarken bacaklarım çarşafa değmesin de acımasın diye ayaklarımın altına yastık koyup kıpırdamadan yattım. Sonradan ve birdenbire olan bir durum bu. Önceleri böcek ısırdı, örümcek yürüdü falan zannettik ama sivrisinek olduğunda karar kıldık. Doğru bir kararmış. Yine bir iki gün önce çorabın üzerinden ayak baş parmağımı ısırdı. Tombik bir şeye dönüştü ve uyutmadı günlerce. Artık sıcak da olsa ince ve uzun şeyler giymeye gayret ediyorum, bilhassa bahçede ve akşamları. Tabi Bodrum, Alaçatı, Çeşme gibi yerlerde herkes minicik şeyler giyerken tiril de olsa uzun bir şeylerle dolanmak feci sinir bozucu olabiliyor. 

Neyse; konumuz bu değildi. Rutin bir pazar günü geçirdim. Bol da ağlamalı. Annemle telefonda yazışırken herkesin çoluğu çocuğu yanında bir tek biz yalnızız diye yazışı beni bitirmişti zaten bir gece önde. Dün hep onu düşündüm durdum. Onlar da artık sabırlarının sonundalar. Ne kadar dönüşte İzmir'e de yerleşecek olsak sonunda gurbet gibi değil. Böyle zamanlarda hep buradaki varlığımı sorguluyorum. Gelecek adına yaptığımız hareketin bunca uzun sürmesinin ne derece doğru olduğunu düşünüyorum, hele hayat denen şey bu kadar kısa ve nankörken. Yine de sabrediyoruz. En azından bir süre daha. Sonra birkaç gündür izlemediğim bir dizinin finaline denk gelince, orada da epey hönkürdüm, ağladım, rahatladım. O an ağlama nedenim aslında dizide olan biten değil, gün boyu içimde biriktirdiklerimdi. Hayatın burada bu kadar kısıtlı olması, konuşacak sevdiğim bir arkadaşımın olmaması her ne kadar alıştığım bir şeymiş gibi gelse de bazen öyle olmadığı gerçeği ile yüzleşiyorum. Kelimelerim, defterlerim, kitaplarım yetmeyebiliyor. Üstüne üstlük bir de akşam kedinin kuyruğuna basıp da ciyaak edince ona da çok üzüldüm ve bir posta ağladım. Yani dün benim resmi ağlama günümmüş sanırım.

Mavi masam iyi ki var. Bir de tabi bu çizgili örtüm. Mavi ve beyaz beni alıp götürüyor bulunduğum yerden. Gözlerimi kapatıp kendimi rüzgarın sesine bırakıyorum. Bu sıra çok kahve içiyorum. Bakalım tatil için gelene kadar yettirebilecek miyim. Biterse eski zamanlarda olduğu gibi telveyi kurutup yeniden yapmayı deneyeyim diyorum. Ciddiyim.


Türkiye'den gelirken aldığım gazete ve dergileri birkaç kere okuyorum elbette. İlk gelişte okunan heyecan sonrasında yine okumak istediğim pek çok zaman oluyor. Ezber bile ediyor olabilirim. Yine de gazeteye dokunmak, mürekkebi ve kağıdı koklamak iyi geliyor. Bazı gazeteleri kızartma yağı engelleyicisi olarak kullandığım doğru ama bunu asla! Hem zaten yaz geldi, kızartma güzel de olsa ağır geliyor. Şimdilerde zaman karpuz peynir makarna zamanı veya sadece yeşillik ve et.


Bunu yakından göstermesem belki de çatlardım. Uğraştık epeyce sonuçta. Web'de dikilerek yapılanını da gördüm ama makinem olmadığı için dikemedim. Bir kauçuk altlığın üzerine patex ile sabitledim. Açılmayacak gibi ama açılırsa da yeniden yaparım. Aslında bu urgan ipini ufak bir kapı önü paspası olsun diyerek almıştım ama çok az geldi. Bu ip 20 metre. Sanırım o istediğim paspas için 100 metre almam lazım. Yapmama ihtimalim yüksek.


Bu da ailemizin şebeği, ben. Güneşin bambulardan sıyrılıp tenime varmasına bayıldığım bir anda çekmiştim. Belki hafta sonu yeniden böyle bir pozisyonda huzur bulabilirim diye ümit ediyorum. Şu önümüzdeki birkaç gün hava sıcaklığı düşecek diyorlar, pek inanmak istemiyorum. Ama olsun her şekilde hayat güzel! Geç kalınmış veya vaktinden önce gelinmiş de olsa...

12 yorum:

  1. Sende mi ? Bende de birdenbire hiç beklemediğim bir zamanda daha önceden pek çok kez içtiğim ilaca karşı bir alerji gelişti. Geçtiğimiz cuma akşamı kaşıntı yanma ve sonrasında şiştim resmen. Ölüyorum zannettim. Bu gibi durumlarda insan eşinin doktor oluşuna şükrediyor .
    Sana "az kaldı sabret , hepimiz o yollardan geçtik, sabrın sonu selamettir " diyor ve kocaman öpüyorum.
    Kendine iyi bak !

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ahh evet ben de! O kaşıntı ve şişlik berbat bir şey. Bünyem alerjik normalde de ama bu yaşıma kadar sivrisinekler bir şey yapmıyordu. Gerçi şimdi de hepsi yapmıyor. Her ısırıldığımda şişmiyorum sanırım bazıları mikroplu oluyor, anlayamadık işin sırrını. Doktor bir eş gerçekten şükretmelik! Ne mutlu size.
      Çok teşekkür ederim güzel ve rahatlatıcı sözleriniz için. Ben de kocaman öpüyorum. Sevgiler, mutlu haftalar.

      Sil
  2. Yazdıklarına hem üzüldüm hem gülümsedim . Sivrisinek şu dünya üzerinde en sevmediğim hayvan zaten birde sana zararlarını okuyunca daha nefretim kabardı :)
    annen ile aranızd ki konuşmaya üzüldüm , dertlendim ama bir gün bu Cezayir serüveni bitecek ve siz onların yanında olacaksınız , saatlerce muhabbet edip sıkılmadığın dostlarının yanında birde ...
    Paspasa ve daha büyüyğünü yapmama ihtimaline bayıldım :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Canım, teşekkür ederim. Sivrisinekleri ben bu alerjiden önce sevmeye bile başlamıştım diyebilirim. Sadece dişilerinin ısırdığını ve yavrularını beslemek zorunda olduklarını öğrenmiştim çünkü. Ama o kaşıntı ve şişkinlik sonrası hiç sekmeden duvara çiviliyorum kendilerini.
      Annem de çok duygusal bir kadın, ondan arada böyle söylüyor. Haklı elbette ki fazlasıyla. Ama dediğin gibi bitecek bu gurbet bir gün, ve dostlarla aileyle güzel vakitler geçireceğiz, öyle ümit ve hayal ediyoruz.
      Paspas hala aklımda ama ihtimal gerçekten düşük:):) Bakalım zaman ne gösterecek:)

      Sil
  3. Epey uzun zaman önce okumuştum bu blogu, tekrar yolum düştü bugün.

    Ağlamak bazen iyidir, ama çok da abartmamak lazım tabii, hayat da abarttırmamalı elbette... Hepimiz için dileğim :) "IstanbulArtNews"in bir sayısını almıştım, farklı ve nitelikli bir yayın, herhalde kızartma yaparken çok sonra kullanılacaklardan :) Bir de şu ifadeyi sevdiğimi söylemeden geçip gitmeyeyim: "Güneşin bambulardan sıyrılıp tenime varmasına bayıldığım bir anda..." :)

    Mutlu günler!

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar;
      Yeniden yolunuzun sayfama düşmesine sevindim.
      Ağlamayı seviyorum ama dediğiniz gibi fazla abartmadan. Yoksa içim çıkıncaya kadar ağlayınca toparlanması güç oluyor. Kesinlikle bu gazete kızartmalarda kullanılmayacak türden. Ama burada asla dediğimiz pek çok şeyi de yapabildiğimizden, gelecekte ne olur bilemiyorum. Şu anda kitaplığımın rafında duruyor, açıp okunabilmek üzere hazırda.
      Yazıdaki ifadeyi sevmenize de mutlu oldum zira ben o anı çok seviyorum.
      Size de mutlu günler dilerim.
      Sevgiler buralardan.

      Sil
  4. tatlı tatlı güldüm valla. hadi geçer bu günler. özlem de güzel bişi işte :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Geçer geçer diye diye ilerliyoruz zaten. Bu da geçer elbet!
      Özlem güzel de fazlası zarar valla.
      :)

      Sil
  5. Sen kafanda bitirmişsin bence, yeni bir şehre taşınmaya gün sayıyorsun :) Gideceğin şehir güzel bir şehir ama insan yine de kurduğu hayatı özlüyor bazen, o yüzden derim ki, o günler sayılı olunca keyfini daha çok çıkartmaya, anı toparlamaya bak :)
    Kahrolsun baĞzı sivrisinekler ayrıca, bende de son 3-4 senedir aynı alerji var, seni çok iyi anlıyorum! Neden bunca yıl olmadı da şimdi, bunu merak ediyorum işte!

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısın, kafada bitiyor herşey işte tıpkı bu şekilde. Hele bir de insanın aklına gitmek düştü mü, gerisi önemsiz oluyor aslında.
      Elimden geldiğince keyfini çıkartmaya çabalıyorum gerçekten,ama artık bundan bile fenalık geldi:)
      Ahh yine tombuk gibi şiştim ya. ETrafında kocaman halka oluyor şişmenin yanısıra ve alev alev yanıyor da. Seninki de böyle mi? Bir yöntemin var mı iyileşmesi için? Ben de merak ediyorum inanki ve her sivri de aynı etkiyi yapmıyor nedense!

      Sil
  6. Ben bu yılı oğlumla ve kızimla bir arada geçiriyorum. Önümüzdeki Ağustos oğlum yine gidecek Newyork'a. Mezuniyet sonrası için elbette planları var ama ben artık kuzuma misafir gözüyle bakıyorum. Annenize hak vermemek elde değil. Ama artık dönüş fikri oluşmuş ne güzel. Sivri sineklerin bazıları zehirli oluyor taş gibi şişirip ateş gibi yapıyor. Bende de bu bazılarının etkisi can yakıcı oluyor. Bir küçük önerim var. Kaşındığı anda tuzlu su sürün. Bende etkisi iyi oldu.
    Ağlamak gözyaşı hep mutluluktan olsun. Sağlıklı ve mutlu günler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ne kadar güzel çocuklarınızla yanyan olmak. Keşke hiç uzaklara gitmek olmasak. Çocuklar büyüyüp de yuvadan uçunca hep misafir derler ya aslında ama işte annelerin babaların yüreğinde öyle olmuyorlar:)
      Sivrisinek ısırığına tavsiye için teşekkürler deneyeceğim mutlaka. Ama umarım ısırmazlar. Bana en iyi çözüm ilk ısırdığı zaman şişeceğini anlayınca buz koymam ve sonrasında limonla kaşıntıyı almam oluyor. Ama hep geçici çözümler. Limonun asidik yapısı da bir süre sonra tahriş ediyor ne yazık ki. Yine de bulabildiğim en iyi çözüm limon.
      Benden de kocaman sevgiler ve mutlu güzel gün dileklerimle

      Sil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)