30 Kasım 2015 Pazartesi

So(m)bahar giderken


Som; katışıksız ve içi dolu olan anlamına gelen sevdiğim bir kelime. Bir de şarkısı var sevdiğim. İçimde dizeleriyle uyandığım, zaman zaman...
'Çok şey istemem ihtiyacım var bir tebessüme' diyor. 

Dünya bunca çıldırmışken sadece bir tebessümün iyi ettiği insanlardan olmak istiyorum ben de. 

Bir zaman kayıp sözcükler oluyor ağzımda gözümü açar açmaz sabahın o ilk yakıcı ışıklarıyla, bir zaman da öyle bilindik, tıpkı eskiden olduğu gibi. Sadece iki gündür dilimde bir şarkıyla uyanmıyorum. Çünkü ağırlaşmış hissediyorum. Gün içinde onlarca sınava tutulacakmışım gibi heyecan var göğsümde. 


On gündür aralıksız yağdı so(m)baharın yağmurları. Hırçın, tehlikeli ve çıldırmış gibi. Ne varsa attı gitti önünde. Şimdi güneşe teslimiz ama aldatıcı bir güzellik olduğunu bilerek verdik ipleri eline. Yine de göğü mavi görmeyi üç kısa günde bile özlüyormuş insan bunu anladım. 

Sinekler var etrafta çamura yapışır gibi üzerimize yapışan. Evdeki yaza kaçmaya çalışan bir iki de sersem sivrisinek var. Kadınlar olağan gücüyle çalışıyor, elleri çamaşır suyu kokarak, herkes işinde gücünde. Kiminin evlenme hayalleri var her gün dile getirdiği, çekinmeden, bağırarak; kimiyse sadece aş derdinde ve yeteri kadar para. Erkeklerin çoğu da bıkmış görünüyor içinde bulunduğu yaşantısından. O bıkmışlığıyla çiğniyor ağzındaki lokmaları şaap şaap. O bıkmışlığıyla temizliyor tabağını ekmeğiyle ve ağzını doldurarak. Tüm bu bıkmışlığın içinde her güne gülümseyerek devam eden bir tek kişi var o da yaşlı bir kadın, çiçekli basma entarisiyle. Sanırsınız ki dünya onun için rengarenk bir eğlence parkı. Utanıyorum onu gördüğüm zaman yorgunluğumdan. Aslında bütün dertler üzerinde ama o hep gülümsüyor inadına.


Kasım gidiyor. Ne zaman geldiğini bile hatırlamazken hafızam çıktığı gün için minnet duyuyorum. Çünkü bugün hala yaşıyorum. Onunla hoşçakal diyorum so(m)bahar'a, umutlar ve hayaller eşliğinde.

Bu mavi panjurlu eski evlerin göğün altında parıldaması gibi durmalıyım diyorum göğün altında kendime. Yeni gelecek yıl için umutlanmaya gayret ediyorum. Bir yanım delicesine bitkin, halsiz ve 90'larında bir kadın gibi. Ne var ki diyorum şu deli dünyada yaşamaya değen. Dürtüyor öbür yanım kendine gel diye. Çünkü diyor hala aklın yerinde, sağlığın iyi ve sevenlerin var etrafında seni iyi edebilen. 

Yani işte durum bundan ibaret. Dışarıda kocaman bir gün var yaşamak için. Ya o da olmasaydı, ya göğü göremeseydik kapalı kapılar ardında kalsaydık kelimelerimizle. Şu evrende küçücük bir nokta kadar yer kaplayan dünyada insanları kapatmaya hakkımız yok yazmış bugün Nil, ne güzel yazmış, hep onlar yankılanıyor aklımda, üzülüyorum. Utanıyorum yeni başlangıçlar için heyecan duymaya! 



Burası huzurun başkenti değil elbette. Bir anlatsalar da duysanız yaşadıklarını insanların. Bir anlatsalar da kulağınıza çekinerek, ne işkenceler çektiklerini kısacak geçmişlerinde. Ama şaşırıyorum doğrusu, şu anda benim memleketimden huzurlu bir yer burası. Korkuyorum buradan adım atacak olmaya. Düşünsenize gelmekten korkuyorum. Geceleri hep türlü türlü sorular kafamda, uyku tutmuyor, üçü çeyrek geçiyor, sonra uyuyorum. Bir de hep şehir var aklımda, sokaklar, sarı pembe çiçekli battaniyeler var balkonlara asılan, bağıran satıcılar ve eski püskü arabalar. Eski arabaları yollarda görmek çok güzel, içinden geçmek gibi zamanın. Seviyorum bu eskimeyen eskiliği!


İşte öyle böyle geçiyor hayat. Günler kovalıyor birbirini. Bir bahar bitiyor,  yerine kardeşi geliyor soğuk ve sevimsiz olanı. Ama gelirken onu sevelim diye renkler de getiriyor yanında, ya da renksiz ama pamuk gibi yumuşak güzellikler. Herkes telaşta, süsleyip duruyorlar evlerini ve mis kokan yemekler pişiyor dört bir yanda. En güzeli de bu, kediler uyuyor, çocuklar koşuyorlar. Kadın olmaksa zor zanaat, içinden çıkılmıyor. 

Gideyim; biraz güneşe bakayım. Yarın yeni bir ay, yeni bir gün, güneşli. Yazayım bolca. İçimdeki enerjiyi bayat ekmeklerle değil ancak yazarak atabilirim. Yeni ay, yeni umutlar getirsin. 2015 gitsin, yerine daha iyisi gelsin, öyle umalım, öyle olsun. Olduğu kadar, olmadığı kader artık ne yapalım!

Not: Fotoğraflar web'den çeşitli forumlardan alıntıdır. 

9 yorum:

  1. "Öyle bir koyvermişim ki, Kasım bitmiş, ne Kasım'ı koskoca 2015 bitmiş umrumda değil. Koyvermemek gerek de, ne yapalım. Ben bağırış çığırış kendi derdimdeyim artık. Dünya da pek umrum değil." son zamanlarda en çok düşündüğüm, hissettiğim şey bu. Bıkmak böyle bir şey olsa gerek. Hiç bir şey izlemediğim, bakmadığım halde kulağıma çalınanlar bile yetiyor beni karamsarlığa itmeye. Sen orada Türkiye'den güzel haberler beklerken, biraz daha karanlığa battığına şahit oluyorsun, ne üzücü.
    Yeni aylar, yeni yıllar.. Umut bitmez hiç. Elbet bir gün çıkar bu ülke de tekrar aydınlığa.
    İyi haftalar, iyi aylar, iyi yıllar olsun hepimize.
    Öpüldün Tuğbacım.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Denizcim, bu koyvermeler aslında bazı durumlarda iyi etki yapıyor üzerimizde. Bazen ben de seviyorum. Ama çok uzadığında içimi gıcıklıyor. Bıkmak desem olmuyor, bıkmadım desem de olmuyor ama yaşam aslında bıkılacak türden bir şey değil gibi geliyor çoğu zaman, içinde ne kadar saçmalıklar olursa olsun.
      Yeni yıllara dair umutlarımız hep devam ediyor içimizde, Bu güzel bir şey. Hiç bitmesin gerçekten.
      Yeni yıl güzel şeyler getirsin hepimiz için.
      Ben de öpüyorum kocaman

      Sil
    2. al benden de o kadar deniz'in dediği gibi yaşıyorum.ilişkim sadece yakın çevremle,o çevre de öyle bir daraldı ki anlatamam.tv falan ise yok gibi bişey.hep aynı hızda aynı haberlerle dönen bi sürü kanal,sokağa çıktığında gözler ve beden dili hep aynı kaygıda.
      ben bıktım,kaçsam kurtulur muyum?nereye?

      Sil
    3. Havvacım;
      kaçsan da kurtulamıyor insan, yanında götürüyor içinde ne varsa, ne kadar uzağa da gitse. Hayat böyle bir şey işte. Hayatlarımızı daraltmak aslında güzel ve sağlıklı bir şey. Tv de zaten epey bir zamandır benim de midemi bulandırıyor artık. Gene yabancı dizilerle film ve belgesel kanallarıyla kafayı dağıtıyoruz bazen ama diğerleri izlenecek gibi değil, deli işi tam. Kendi kabuğuna çekiliyor insan böyle böyle işte. Yaşayıp gidiyoruz bir şekilde.
      Sevgiler canım

      Sil
  2. 2015 gitsin, yerine yenisi gelsin derken ömrümüz eksiliyor. En çok Kuzey'in nerdeyse boyuma gelmesinden anlıyorum bunu. Ama haklısın; gitsin artık 2015. Her şeyiyle kötü bir seneydi. Çoğu Avrupa ülkesine gidince insanların yaşadıkları hayatı görüp özeniyorum. Çok bir şey değil aslında. İnsanı yoran ne trafik, ne kalabalık ne de başka bir şey. Aynı göğün altında yaşıyoruz da birbirimize saygı göstermeyi öğrenemiyoruz. Sahiden de böyle değildik biz. Apartmandaki komşu teyzelerin ekmeklerini almak için bakkala gitmekle geçti ömrün. Kendi çocuklarından ister gibi istediler her zaman. Pencerelerini açıp, aşağıdaki çocuğa seslendiler; Kızım/Oğlum iki ekmek alıver bana diye. Aynı teyzelerin çocuğuymuşum gibi yemeklerini yedim, annem yoksa ve kapıda kalmışsam evlerinde bekledim. Ne oldu da bizim ülkemizde insanlık çürüdü? Cevabını bulamadığım onlarca soru. Sana hak veriyorum Tuğba. Korkmanı anlıyorum. Neyse ki İzmir'e geliyorsun. Şimdi düşünmeye vaktin var diye oturup korkularını besliyorsun. Ve haklısın. Orada, iki kişi kurduğunuz dünya elbet birkaç ay sonra geçmiş olacak. Ahh geçmiş. Bir şeyi arkada bırakmak insanın hep yüreğini yoruyor.
    Yine de boşver.
    Son günlerin keyfini çıkar. Güzel anları, her günün önünden geçtiğin kafeyi, ekmeğini aldığın fırının sahibini aklına iyice kazı. Kedileri biraz daha okşa.
    Buraya gelince başka şeyler saracak etrafını. Kendini buraya alışmış, orayı özler bulacaksın.
    Öpüyorum seni canım.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. 2015 e dair duygularım karmaşık aslında ama negatif yöne doğru kaydıkları da kesin. Zevksiz, anlamsız gibiydi bu geçen sene ve bolca da üzüntülü. Ömür geçiyor öyle böyle derken.
      İnsanlık çürüdü mü hakikaten? Kokuştu, acayipleşti. İçimizde hala o eski zamanları saklı tutuyoruz, biliyorum o teyzeler amcalar da tutuyor ama işte neden tutuyoruz ki? Her şeye rağmen iyilik olsun hayatta diye bağıran insan sayısı çok değil gibime de geliyor bir yandan. Herkes biraz kendine döndü belki de, belki yakında görürüz daha iyi olanın ne olduğunu. Toplumsal bir aydınlanma diliyorum içimden, bu tek tük kişilerle olacak bir şey değil.
      Korkuyorum evet. Kafamda dolanan deli sorular var. Ama yaşayarak göreceğiz elbette. Hep içimden umarım hayat güzel şeyler hazırlıyordur diyorum bizler için. Buradaki hayata nokta koymaya bu kadar yakın olmak da koyuyor. Oraya dönünce gittiğim tatil noktalarını unuttuğum gibi unutacağımdan korkuyorum. Bir süre sonra sanki hiç yaşanmamış, hiç gidilmemiş gibi oluyor ya ondan korkuyorum belki de. Çünkü burada çok çaba sarf ettik, eksildik, çoğaldık bir sürü şey yaşadık. Buradayken anılarıma yakın hissediyorum. Bir de alışkanlıklardan vazgeçmek zor geliyor tabi. Kediler gibi işte düzen değişsin sevmiyorum pek.
      Yine de tabi zaman zaman boş verdiğim oluyor. Keyfini çıkartmak kolay değil,çünkü keyfini çıkartmak adına özgürce dolaşıp, her istediğimi yapamıyorum ama kıyısından köşesinden yakalıyorum işte. Yettirmeye çalışıyorum içime.
      Oraya gelince ne hissedeceğim merak ediyorum, bir rahatlama mı korkunç bir telaş mı, yoksa anlamayacak mıyım hiç bir şey acaba, öylece kaldığım yerden devam mı edeceğim hiç gitmemiş gibi. Orada sudan çıkmış balık oluyorum çünkü bazen. En çok da pişman olmaktan korkuyorum sanırım. Bakalım neler göreceğiz. Sağlık olsun da.
      Ah bir de oradayken bloga ne yazacağım diye düşünüyorum:) Bu bile bazen içime dert oluyor. Herhalde yine Cezayir hakkında yazmadan duramam.
      Öpüyorum canım ben de.
      Sevgiler

      Sil
  3. "Burası memleketimden daha huzurlu" dedin ya, yüreğim ezildi resmen:( Çok haklısın çünkü Tuğbacım. Huzurumuz kalmadı hakikaten. Her şeyin hayırlısı yine de. Siz şimdi seneler sonra, farklı bir hayata adım atacaksınız ne de olsa. Hafif bir tedirginlik hissetmen doğaldır sanırım. Bence her şey güzel olacak:) Umarım ülkecek de atlatırız bu bunalımlı günleri. Öpüyorum güzel yanaklarından.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Benim de yazarken içim ezildi Sezercim. Zor çıktı kelimelerim ama doğru olduğunu bilerek yazdım. Huzura o kadar uzak da gördüğümüz duyduğumuz şeyler. Her şeyin hayırlısı evet. Şimdi seneler sonra yeni baştan bir şehre, insanlara, kalabalıklara alışmak zor geliyor biraz bana o yüzden stresliyim aslında. Ama alışırım. Kolay adapte olabilen biriyim sanırım, bu yönümü seviyorum. Yine öyle olur inşallah. Diyorum Cezayir'e alıştım sevdim İzmir'e mi alışamayacağım:)
      Teşekkür ederim güzel sözlerine. Destek kelimeleri iyi geliyor ruh halime. E pek konuşacak kimse olmayınca da bu yorumlar karşılıklı konuşuyormuşuz hissi veriyor iyi geliyor. Ben de öpüyorum canım kocaman:)

      Sil
  4. ah ben bu nefis yazıyı nasıl kaçırmışım!
    ve ne hoş tespitlerin yine tuğba.. insan ne çabuk özlüyor değilmi mavi gökyüzünü ve huzur sadece huzurlu olabilmek adına hiç yılmadan sımsıkı sarılıyor hayata..
    Umut hiç solmasın yüreğinde..
    ve gönlünden geçen ne varsa seni bulsun biran önce..

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)