26 Mart 2008 Çarşamba

Yumuşak bir hava ve güzel bir melodi

Bugün günün cıvıltısıyla uykumdan uyandım yine. Bildik bir koku vardı havada. Alıştığım bir tat. Ne de olsa her şey gibi yabancı bir şehrin havasına da alışıyor insan. Yaşayarak öğreniyor. Bugün kocaman bir tembellik var üzerimde. Belki de devamlı olarak yaptığım bir şey olmamasından kaynaklanıyor bu tembellik durumlarım. Her gün gidilecek bir iş yada her gün verilecek günlük raporlar falan gibi. Ama böyle olmasından memnunum. Kendime ayıracak tonla zamanım var. Şimdiye kadar okuyamadığım kitaplarımı okuyor. Çocukluğumdan beri yazmayı hayal ettiğim romanıma yeni satırlar ekliyorum. Bolca çay ve kahve de cabası. Tabi arada çikolatalar, bonibonlar, çilekli puflar da var. Zamanımı parçalara bölmeye alıştırdım kendimi. Ama hayali olarak. Kağıtlarımı ve kalemlerimi sadece bunun için kullanmıyorum sanırım. Beynimde neler yapacağımı tasarlamak en büyük zevklerim arasında birinci sırada yer alıyor. Hatıra yumaklarından oluşan fotoğraflarıma bakmak, renkli kalemlerimle resimler yapmak, çocukça bir iç burukluğuyla dakikalarca sevdiklerimin özlemini duymak da sıradaki diğer şeyler. Bugün yemeğimi dışarıda yedim. Eşim ve ofisteki birkaç kişiyle. Cezayir’e özgü ilginç bir restoranda ve aynı zamanda da biraz baştan sağma. Buranın o çok tatlı naneli çayını da özlemişim onun farkına vardım bugün. Resimde de bunu paylaşmak istedim.
Yapımı son derece basit. Çayı bizim gibi demlemiyorlar. Haşlama tarzında yapılıyor. Genelde poşet çayla. İçine bolca şeker. Bal kıvamında olana kadar. Sonra da taze nane yaprağı atıyorlar. Ve işte naneli çay. Ev de kolaylıkla yapılacak bir şey. Sahra çölünde ise Tuaregler çayı bir bardaktan başka bardağa defalarca boşaltarak, bir nevi ritüel den geçirerek aynı yapım üslubuyla içiyorlar. Daha çöle gitme fırsatımız olmadı ama edindiğim bilgiler doğrultusunda yazıyorum. Tabi bir de güzel havalarda deniz kıyısında gittiğimizde orda toplanıp minik iskemlelerine oturmuş sohbet eden tuaregler den gördüğüm kadarıyla. Daha yazılacak çok kelimem var. Ve kelimelerim her gün benimle birlikte çoğalıyorlar. Bilgisayarımdaki Merlin –Hepinizin aslında yakından tanıdığı word yardımcısı- sıkıntılı sıkıntılı bana bakıyor. Ama ben yazmaya devam ediyorum. Birazdan fotoğraf çekmek için bahçeye çıkacağım. Ve güzel karelerle geri döneceğim…

2 yorum:

  1. naneli çay... bizim şerbete benziyor diyebilir miyiz? (:

    YanıtlayınSil
  2. valla canım tatlı olduğu için şerbet denilebilir belki ama onun haricinde içinde yeşil çay ve nane olduğu için bana pek şerbet izlenimi vermedi valla:)denemek lazım. sana yaparım gelince denersin:)

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)