1 Nisan 2008 Salı

Gelin

Bugün hava çok yağmurlu. Daha önce hiç görmediğim bir şekilde yağıyor. Aklı bir karış havada sanki, ne yapacağını bilmez gibi. Bazen deliriyor, gürlüyor; sonra aniden sessizlik kaplıyor ortalığı. Kendince yağıyor. Sanki içinden çığlık atar gibi. Böyle havalarda hep hüzünlenirim. İçimi bir örtü kaplar sanki, koyu renkli ve kadife. Üşütürse beni düşündüklerim ona sararım bedenimi. Derimi yeniler, üstündeki kabuğu atar gibi. Zamanı düşünüyorum bugün. Nasıl da akıp gittiğini ve bazen nasıl da çakılı kaldığını yerli yerinde. Evlendiğim zamanı düşünüyorum. Gece boyu gözümü kırpmadım. evdeki kalabalığın sesi kalbimin atışını bastıramamıştı. sabah kalktığımda bir masal da gibiydim. perişan bir haldeydim aslında uykusuzluktan ve yoğun düşüncelerden. Ama kuaföre gittiğimde beni sihirli bir değneğin beklediğini bilmek huzur vermişti içime. En güzeli daha önce sadece provalarda bir iki kez giydiğim gelinliğimi tekrar giymek olacaktı ve gün boyunca hiç çıkartmamak. epey zor oldu giymek. uzun bir kuyruk hayal etmiştim hep ve puf puf bir gelinlik ve gerçekten de öyle oldu. iki metre kuyruğu vardı gelinliğimin ve puf şeker gibiydim kocaman. Heyecandan göğüslerimi sımsıkı sarmış ve delicesine sıkan gelinliğimin acısını bir kere bile duymamıştım. böyle olması gerekiyordu çünkü tam üzerime göre olmalıydı. Ben hiçbir zaman evlendiği zamanın hayalini kuran bayanlardan olmadım. sadece bazen bir gelin gördüğümde kafamdan geçirirdim kendi görüntümü kısa bir film gibi. Bu kadar hızlı olacağını hiç düşünmemiştim. Belki de güzel olmasının sebebi buydu aslında. Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir aşk gibi ve tam da aşkın kendisi olması. İşlerimiz tahminimden erken bitti. Eve vardığımızda kimse bu kadar erken geleceğimizi beklemediği için daha giyinmemiş öyle panik bir şekilde evin içinde volta atıyorlardı. Benim geldiğimi görünce ağlamaya başladılar. gerçi daha çok evvel başlamışlardı ağlamalar ama bu sefer ki daha bir başkaydı tabi. Bir yandan ağlamamaya , bir yandan etraftakileri kuyruğumla düşürmemeye bir yandan da sevdiğim herkesin etrafımda olmasından ötürü en mutlu günümü gönlümce yaşamaya çalışıyordum. Sanki o giydiğim büyülü şey yüzyıllar boyu üzerimde kalıcakmış gibi hissettim görünmez bir pelerin gibi adeta. Nikah salonuna giderken küçük çocukların beni parmaklarıyla işaret ederek "aaa annee bak geliiinn" demeleri en çok hoşuma giden şeylerden biriydi. Ne de olsa ben de küçükken gelinlere bakıp aynı tepkiyi verirdim anneme. Ama şimdi bu yağmurlu günde düşünüyorum da ne kadar da çabuk yaşadık o günü. Hiç bitmesin istediğim günlerden biriydi oysa. Şimdilerde bolca fotoğraf bakıyorum o zamana dair. Yeniden yaşamak o sihirli saatleri içime sıcacık bir sevinç akıtıyor. Yağmurda şemsiyemi açıp ondan korunuyor ama içimdeki o sevinçle sırılsıklam oluyorum. Cezayirden Türkiyeye yaptığımız kısa tatil de gelinliğimi bir daha giydim. Sanırım bunu her gittiğimde yeniden yapacağım bir ritüel gibi. Çocukken yatağın altındaki kutusundan annemin gelinliğini çıkartıp giydiğim günlerdeki gibi. Demekki bilmeden içten içe o zamanı hayal etmişim hep. Düğünüm için bu denli heyecanlanacağımı, o günü bu denli sevinçle karşılayacağımı ve aradan yedi koca ay geçse bile durup durup o anı yeniden yaşamak için albümleri karıştıracağımı düşünmemiştim hiç. Gelin olmuştum. Pofuduk, bembeyaz, ağzı kulaklarında sürekli gülümseyen, gecenin geç saatlerinde bile yorulmadan hoplayıp zıplayan deli bir gelin. İyiki yaşadım o günü. Ve iyiki tüm sevdiklerim benimleydi. Benimle gerçekten yanyana olmayanlarla bile birlikte olmanın ne demek olduğunu o gün hissettim. Bilinmez varlıklarının içimi ne denli huzurla kapladığını. Kaybettiğim tüm sevdiklerimin o gün benim yanımda olduklarını bilerek en güzel zamanını yaşadım hayatımın. Hepsinin benim için mutlu olduğunu bilerek. Annemin ve babamın ve tüm o güzel ailemin her birinin daha da kıymetlendiğini gördüm o günlerde. Şimdi ise herşey katlanarak çoğalıyor içimde. Bana ait tüm duyguları fazla fazla yaşıyorum. Özlem desen sonuna kadar, hasret desen en dorukta, mutluluk bir o kadar, hüzün alabildiğine. Yaşamaya devam kocaman bir okyanusta yanımdaki oksijen tüpümle, anılarımla, sevdiklerimle...


4 yorum:

  1. Hello, Tugba!
    Excellent posting. Thank you. Have a good week.



    NURIN JAZLIN
    MURDERED. 9 YEARS OLD. WHY? ARE WE HUMAN?
    .
    Please!
    TO AVOID SUCH A TRAGEDY HAPPENING AGAIN, AND FOR THE SALVATION OF OUR CHILDREN, WE ARE DOING A WORLDWIDE CAMPAIGN, DISPLAYING THE IMAGE OF NURIN JAZLIN JAZIMIN IN BLOGS ALL OVER THE WORLD ON 25TH APRIL 2008. LET'S NOT FORGET NURIN JAZLIN.

    YanıtlayınSil
  2. Hello David;
    Welcome to my blog.Thanks for your comment.I'm glad to see you in my blog.I hope so you have a nice week.

    YanıtlayınSil
  3. bayildim
    hayatimda gordugum en guzel gelinlerden birisin
    Mutlulugunuz daim olsun insallah

    YanıtlayınSil
  4. Merhaba Serrose;
    Yorumun ve güzel dileklerin için çok teşekkür ediyorum. Beğenmene çok sevindim.Gelin olmanın bu kadar büyülü bişey olduğunu insan gelin olmadan anlamıyor sanırım.Mutluluk dileklerin için de teşekkürler.Umarım herşey senin için de çok güzel olur.
    Sevgiler

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)