28 Aralık 2013 Cumartesi

Cezayir'den manzaralar

Cezayir'de günlerimiz her zamanki rutin haliyle devam ederken, zaman zaman yüzünü gösteren güneşle neşeleniyoruz. Kışın en sevdiğim hali böyle soğuk da olsa güneşli olması. Kasvet insanı besliyor, yazmak için motive ediyor belki yazarların dediği gibi ama ben güneşli zamanlarda daha çok yazmak isteği duyuyorum sanırım. 

Cezayir'de güne katılmak beni çok mutlu ediyor. Şantiyenin metal korunaklarından sıyrılıp özgürce yürüyebilmek huzur veriyor. Ama yine de her zaman dönülecek güvenli bir yer olması harika, sonuçta burası yabancı bir yer, insan kendi memleketindeki gibi rahat hissedemiyor kendini sokaklarda. Hoş bizim memleketimizde de sokaklar artık güvenli sayılmaz, her geçen gün yeni felaket haberleri hayatımıza dahil oluyor. Nereye varacak bu vahim durum bilemiyorum. 

Bir Cezayir gezimizden cep telefonumla çekip yüklediğim fotoğrafları paylaşmak istedim. Büyük makinemi yanıma alamadım. Çünkü onunla sokaklarda rahatça çekim yapmak pek mümkün olmuyor. Bazen cep telefonu minik olduğundan gizli gizli çekebiliyorum istediğim şeyleri. Başkent fotoğraf için büyük bir nimet bana kalırsa. Daha görmeyi arzuladığım çok fazla yer var. Bazı fotoğraflar karanlık veya titrek olmuş telaştan, onları düzeltmeye çabaladım. Lütfen ufak tefek hataların kusuruna bakmayın.


Burası daha önce de pek çok yazımda bahsettiğim büyük postane binasının girişi. Yine içine gireriz hatta bir kart bile atarız dediğimiz ama bir türlü içini görmeyi başaramadığımız yer. Her seferinde artık bir dahaki gelişimiz için bahanemiz olsun diyoruz. Şu merdivenlerde oturup bir süre etrafı izlemeyi ve hatıra fotoğrafı çektirmeyi istiyorum bir gün. O kemerlerin ardında eminim hayal ettiğim kadar büyülü bir dünya olduğuna. 


Burası da yine Didouche Mourad caddesinden bir bölüm. Sokaklar her zaman epey kalabalık oluyor. Burası merkezi bir yer olduğundan ve mağazaların fiyatları alışveriş merkezlerindan daha uygun olduğundan sıkça tercih ediliyor. Ara sokaklarına bir kere girebilme imkanı bulmuştum, çok çeşitli minik mağazalar var. Yanımızda Cezayirli biri olmadığında girmeye cesaret edemiyoruz ne yazık ki. 



Bu caddedeki binalar en sevdiklerimden. Başka yerlerde de elbette var böyle eski görkemli binalar ama burada pek çoğu bir arada olduğundan daha çok seviyorum. Hele bu şekilde ince uzun olanları ayrıca beğeniyorum. Acaba içleri nasıldır diye her seferinde de düşünüyorum. 


 Gökyüzünün mavisiyle panjurların ve tentelerin renklerinin uyumlu olmasını seviyorum. 


Yine bu caddede trafik gündüzleri epey sıkışık oluyor. Hayat akıyor ve geçiyor. Başkentte hayat hızlı ve biz bu hıza bir nebze de dahil olsak afallıyoruz. Çünkü vücudumuz artık rutin ve yavaş bir tempoya çok alışmış. 


Birkaç apartmanın içine kafamızı uzattık korkarak. Gündüz olduğunda aslında çok da korkulacak bir şey yok ama biri bir şey der diye çekiniyorum açıkçası. Çünkü genelde fotoğraf makinesi de olsa cep telefonu da olsa elinizde görür görmez olumsuz tepkiler veriyorlar. Neyse ki bu sefer şanslıydım kimsecikler yoktu.


Şu desenli seramiklerin verdiği his bambaşka, beni alıp götürüyor adeta zamanın gerisine. Üst bordür kısmında da minik de olsa Fleur de lis (zambak çiçeği) motifi varmış sonradan fark ettim. Bu seramiklerden çokça alıp götürebilsek keşke. 



Bu da başka bir apartmanın girişinin tavan kaplaması. Eminim ki daha ne güzel işlemeli binalar vardır. Ben açık olanlarından bir kaçına bakma imkanı buldum. Bazılarının içinde insanlar vardı, rahatsızlık vermek istemedim. Bu kaplamaları yapmak aslında kolay, Türkiye'de de bu tiplerden gördük evimiz için tadilat yaptığımız aşamada araştırma yaparken. Ama tabi burada zamanın sihirli elleri kendini göstermiş, onca anı var onca yaşanmışlık. 


Bu da bir diğer apartman girişi. Bu binalar çoğunlukla yaşam alanı olarak kullanılıyor sanırım. İş yeri olanlar da vardır belki ama geneli ev. 


Bu da bir başka apartmanın girişi ve desenli yer seramikleri. İçerisinin pis olduğunu anlamışsınızdır sanırım. Çöpler dağılmıştı ve kokuyordu. Genelde bu binalarda lamba bile olmuyor. Gece epey korkutucu bir hal alıyorlar. Ama yine de desenler bir harika.


Daha birkaç fotoğrafım var. Onları da bir dahaki yazımda paylaşacağım. Umarım detaylar hoşunuza gitmiştir. Sırf bu cadde için bile olsa görmeye değer bence. Bu coğrafyanın en etkileyici kısmı işte bu sokakları, binaları ve eski de olsa buram buram tarih kokan dokusu. Başkent; Cezayir'in en güzel yeri...

6 yorum:

  1. sen gezince biz de mutlu oluyok! :)

    YanıtlayınSil
  2. İstanbul Şişlide eski apartmanlar var bunların kötü birer kopyası gibi. Temiz ve bakımlı olsalar ne güzel olurmuş. Bu desenli seramiklere ben de bayılıyorum,getirebilirsen evde şömine kenarına falan çok yakışırlar :-P

    YanıtlayınSil
  3. Saçaklı;
    ay ne güzel valla yaa seviniyorum mutlu olmanıza ve tabi ben de gezip dolaşınca çok mutlu oluyorum:)

    YanıtlayınSil
  4. colette;
    Eminim Türkiye'deki binalar buradakilerden daha temiz ve bakımlıdır. Bunlar eskisi gibi duruyor, o ilk yapıldıkları halleriyle. Böyle olması da güzel elbette ama en azından sadece dışları kirli olsa içleri bakımlı olsa keşke. Öyle o halde nasıl oturuyorlar bilmiyorum. Desenli seramiklere ben de bayılıyorum. Evimin en azından bir yerinde kullanmak çok istiyorum. Getirebileceğim gibi bir boyutta ve sevdiğim desende bulabilirsem almak var aklımda. Türkiye'de de artık epey çeşit var ama şimdilerde moda olduğu için çok pahalı. Ama evin içinde yarattıkları ruh harika..Çok sevgiler selamlar

    YanıtlayınSil
  5. Sezercim teşekkür ederim canım. Ben de sizlerin bayılmasına bayılıyorum:) Öperim kocaman.

    YanıtlayınSil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)