22 Aralık 2013 Pazar

İçinden trenlerin geçtiği şehir: İzmit

Uzun zamandır aklımdaydı ait hissettiğim şehir ile ilgili bir yazı yazmak. Nedense bir türlü sıra gelmedi Cezayir'den. İzmit eski anılarımdaki haliyle hep aklımda ve tabi benim görmediğim, bilmediğim zamanlarındaki fotoğraflarıyla. 

Ayakkabı tamircilerinin olduğu sokakta bir tamircinin camlı tezgahında eski bir fotoğraf gördüğümde başlamıştı merakım, taa seneler evvel. O yer ve camın altındaki fotoğraf hala durur. Yolların doldurulmadığı, denizle bütün olduğu zamanları gösterir. Anlatılan eski hikayelerin doğruluğunu kanıtlarcasına.

Ben İzmit'i en çok içinden trenler geçtiği için seviyordum bir zamanlar. Evden çıkıp okulumun önünden geçtikten sonra bozuk taşlı dar bir yoldan dikkatlice geçer demir yoluna çıkardık. Tehlikeliydi oralar, raylarda ölen oluyordu ama yine de ben o halini düşünmeden edemiyorum. Babaannemle yavaş yavaş giderdik. 


Burası benim ilk okulum, Seka İlköğretim Okulu. Şimdi yerinde zevksiz bir bina var. Şu kalitesiz fotoğraf bile benim için öyle çok şey ifade ediyor ki aslında. Gözlerimi kapattığımda koridorlarında dolaşıyor, merdivenlerini inip çıkıyor, bahçesinde soluklanıyorum her baktığımda. Burası ön kısmıydı aslında ama biz arkası olarak düşünürdük çünkü giriş çıkışlarımızı diğer taraftan yapardık. Bir iki defa bu alt kısımdaki kocaman camlı alanda nöbet tutmuşluğum vardır. O zamanlar 4 veya 5. sınıftım tabi. Bu kapıdan müdürler ve öğretmenler yahut ziyaretçiler gelir giderlerdi. Ağır mı ağır da bir kapısı vardı. Tam o uzun ağacın önünde koşarken yere kapaklandığımı da hatırlıyorum baktıkça bu fotoğrafa. Sonra İzmit'in karlı zamanlarında şu kapıdan çıkışımı. Bu haliyle kalmasını ve zaman zaman gidip anılarımla kucaklaşmayı çok isterdim. 


Tren garının ve demir yolunun eski hali de böyleydi bir zamanlar. Fotoğrafları web'de buldum çok sevindim. Belki eski fotoğraflarımızdan da çıkar bir iki tane ama o zamanlar bu kadar fotoğraf çekilmiyordu ne yazık ki. Şu anki teknolojik donanımımla o zamanlarda dolaşmayı çok isterdim. O zamanların ruhu bir başkaydı. Ben bunu ancak şimdilerde anlayabiliyorum. 


Burası şehrin merkezine doğru giden yol. Kocaman asırlık ağaçları ve tren yoluyla İzmit işte böyleydi. Şu rayları çevreleyen duvarları da pek severim. Kar da bir başka yakışmış şehrime. 


Tabi ben buharlı trenleri hiç göremedim ne yazık ki. Bir tane duruyor hala garın önünde ama girip bakamadım hiç içine. 



Şimdi rayların geçtiği yer yürüyüş yolu oldu. Yine güzel elbette. Ama ben eski halini daha çok seviyordum. Belki de bana çocukluk anılarımı hatırlattığından ötürü, bilemiyorum. Şu hali biraz donuk geliyor bana. Ama hala o kocaman ağaçların arasında yürümekten keyif alıyorum. 


Evimiz şehir merkezine çok yakın olduğundan yürüyerek çarşıya ineriz genellikle. Böyle yağmurlu zamanlarda da yürümenin tadı her daim başkadır. Özlemişim.


Burası da meşhur Fethiye caddemiz. Ufak bir cadde ama işte ifade ettiği şeyler önemli. Okuldan çıktığımda orada yürümelerim, hemen sağdaki yapı kredinin önünde arkadaşlarımla buluşmalarım, annemle her çıkışımızda şu minicik caddeden saatlerce çıkamamamız..(Çünkü o zamanlar İzmit'te herkes tanıdıktı, annemle iki saatte bir baştan diğer başa vardığımızı bilirim, işte o zamanlar İzmit İzmitti asıl.)Ailem İzmit'in eski ailelerinden olduğu için eş dost ahbap çoktu o zamanlar, gerçi şimdi de var elbette ama belki de orada eskisi kadar zaman geçiremediğimden anlayamıyorumdur varlıklarını. 


Ahhh bir de İzmit'imin simiti bir başkadır. İstanbul simiti olsun Ankara veya İzmir olsun böylesine güzel olmuyor ne yazık ki. Bunu ancak İzmitliler bilebilirler. Ben başka şehirlere simit taşıdığımızı bilirim istek üzerine:) Bence fotoğraftan bile güzelliği belli oluyor. Pişmaniye ile ilgili bir şey yazmak pek içimden gelmedi doğrusu çünkü zaten herkes biliyor. Yalnız canlı canlı pişmaniye yapılışını izlemek ayrı bir zevk, merak edenlere tavsiye ederim. 


Bu da meşhur saat kulemiz. Kendisini çok severim, dokusunu, tarihini, duruşunu... Eskiden oralar biraz tekinsiz yerlerdi, şimdilerde temiz, kafeleri olan bir ortam yaratmışlar, beğendim. Umarım hep böyle güzel kalmaya devam eder. Ama İzmit'te bir şeyler her değiştiğinde, ben nedense eskiyi ararken buluyorum kendimi. 


Bunu da fotoğraf çekmeye başladığım ilk yıllarda çekmiştim. Gecenin bir körü elimde tripodla babamı sürüklemiştim kulenin önüne. Çok becerememişim ama yine de seviyorum bu kareyi. Ne de olsa anısı var. 

İnsan yaşadığı, çocukluğunu geçirdiği, anılarını biriktirdiği şehirle ilgili çok şey bilebilmeli. Ben bilgilerimi tazelemek ve daha fazlasını öğrenmek adına İzmit ile ilgili kitaplar edinmeyi istiyorum geldiğimde. Tavsiye edecekleriniz olursa da öğrenmek isterim seve seve. İzmit ile ilgili daha yazılacak çok kelimem var. 

5 yorum:

  1. İzmit benim öğrenci evim, büyüdüğüm, öğrendiğim, aşık olup eşimi bulduğum yer... Anlamı, yeri çok büyüktür, okuyunca burnumun direği sızladı, nasıl özlemişim...

    YanıtlayınSil
  2. aa izmiti daha yeni gördüm. ne güzel anlatmışın. o eski gar , trenler. oradan hep adapazarına gitmek için binerdik. kışın o küçük bekleme salonuna girerdik ailece. sonra da ankaraya gittim trenle yıllarca. off eski günler çok duygulandım ..

    YanıtlayınSil
  3. plndrkn;
    Merhabalar. Ne kadar güzel anılarınız varmış izmit'te, ne mutlu size. Benim de çocukluğuma dair ne varsa oraya ait, o yüzden de çok seviyorum. Benim de bu yazıyı yazarken içim cızladı, ben de çok özlemişim. Şimdi oradayken sıkıldığım bunaldığım günleri düşünüyorum da ne tuhaf hayat diyorum. Sevgilerimle. İzmit'i seven birini tanımak güzel...

    YanıtlayınSil
  4. O kadar güzel ki anlattıklarınız, okumaya doyamadım. Kendim yazsam bu kadar düşüncelerimi yansıtabilirdi ancak. Gurbette yaşayanın ne hissettiğini ancak gurbeti yaşayan bilirmiş ya, yazılarınızda kendimi buldum. Allah herkese dilediği yerde yaşamayı ve sevdikleriyle beraber olmayı nasip etsin. Çok zorlanıyorum, belki yeni olduğumdan, belki ilk kez İstanbul'dan bu kadar ayrı kaldığımdan...bu sakinlik, sessizlik beni yormaya başladı. kalabalığı, gürültüyü, sokakta yürüyen insanlar görmeyi, cafelerde oturmayı, anadilimin konuşulduğunu duymayı özledim. çok ama çok özledim. umarım siz de dilediğiniz yaşantınıza bir an önce kavuşur ve çok mutlu olursunuz. bu yıl biz sadece tatil için gideceğiz ama seneye dönmeyi düşünüyoruz inşallah işler istediğimiz gibi gider ve bir aksilik olmazsa. insan nerde mutlu olacaksa orada yaşamalı. sevgiler..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim güzel yorumunuz için. Benzer şeyleri hissetmek ve düşünmek ne kadar güzel. Bu sanal ortamda ne olursa olsun insan kendine yakın hissettiği birilerini buluyor ya ne büyük şans. Henüz birbirimizle hiç karşılaşmadan çok sevdiğim arkadaşlarım var onları hatırlattınız bana sözlerinizle. İlk kez ayrıldığınız için sıkıntı çekiyorsunuzdur, ve sanırım şehrinize çok bağlı olduğunuzdan. Ama alışırsınız yeter ki isteyin. Ben de sizin yazdıklarınızı çok özlüyorum yürümeyi, sinemaya gitmeyi, birileriyle konuşmayı arkadaşlarımla vakit geçirmeyi kahve içmeyi. Ama işte hayat geçiyor. 6 senem bitiyor burada. İnşallah yakında bitecek bu gurbet de kavuşacağız memleketimize ailemize dostlarımıza hayırlısıyla. Biz de yazın tatil için geleceğiz yeniden:) İple çekiyoruz o zamanı. Keşke mutlu olduğumuz yerde tüm sevdiklerimiz olabilse ve şöyle sıcacık her daim yaz olan bir yer olsa ne iyi olurdu öyle değil mi:):) Kocaman sevgiler ve selamlar:)

      Sil

Yorumlarınız ve paylaşımınız için teşekkürler. Mutlu kalın:)